Osmanlı Kadın Şairleri İstek,öneri ve şikayetleriniz DOÇ. DR.NAZAN BEKİROĞLU'nun araştırması: Osmanlı Kadın Şairleri Osmanlıda kadın şairler kadar, kadın şairler üzerine yapılmış araştırmaları da gözden geçirmek isteyen bir araştırmacı hayal kırıklığına uğramayı peşinen göze almak zorundadır. Sözünü ettiğim hayal kırıklığı kadın şair sayısının azlığı gibi bunlar üzerine yapılan araştırmaların sayısının da azlığından kaynaklanmaktadır. Geleneksel dönemde edebiyat tarih ve tenkidinin yerini tutan tezkirelerle sınırlı kalan edebî araştırmalarda adı geçen kadın şair sayısı iki elin parmaklarından çok az fazladır. Tezkirelerin sınırlı ifade kalıplarına sıkışmış olarak birbirine benzer cümlelerle tanıtılan, bir çoğunun eserleri dahi elimize ulaşmış olmayan bu şairler hakkında doyurucu araştırmaların yapılmış olmasını zaten bekleyemeyiz. Tanzimat sonrasında sayılarında artış görülen kadın şairler üzerinde ise münferit ve ciddi birkaç çalışmanın varlığına rağmen; kadın şairlerimizi başlangıçtan itibaren ele alarak ortaya gerçek bir panorama çıkaracak sistemli bir çalışmanın henüz yapılmadığı aşikârdır. Zeynep Hatun Mihrî Hatun Ani Hatun Fıtnat Hanım Leylâ Hanım Şeref Hanım Âdile Sultan Tevhîde Hanım Feride Hanım Hatice Nakiye Hanım Sırrî Hanım Münire Hanım Fıtnat Hanım (Trabzonlu) Habibe Hanım Hasibe Maide Hanım Hatice İffet Hanım Leylâ Hanım (Saz) Nigâr Hanım Makbule Leman İhsan Raif Şükûfe Nihal Halide Nusret Zorlutuna ZEYNEP HATUN Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi. 15. Yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşi. Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri var. Divanı, Sultan Mehmet adına düzenlendi. Zeynep Hatun, şiirlerinde, kadının isteklerini, açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini anlatır. Zeynep Hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” olmasını ister. Tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. Yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir. Aşık Çelebi, “Mesairus Şuara” adlı kitapta, Zeynep Hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Keşfet nikabını yeri göğü münevver etBu âlem anasırı firdevs-i enver et Depret lebini cüşe getir hacz-i kevseriAnber saçını çöz bu cinanı muattar et Hattın berat verdi saba yeline dediTez er Hatay'a Çin'i tamam et müseehhar et Yâra yolunda âşk ile derdinden öleninKim der sana ki hecr ile cânın mükedder et Zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsınDivane olma şiirini divan ü defter et Zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibiMerdane var Sade-dil ol terk-i ziver it MİHRÎ HATUN 1460 ya da 1461'de Amasya'da doğdu ve 1506'da yine burada öldü. Asıl adı Mihrünnisa ya da Fahrünnisa. "Mihrî" mahlasını kendisi de bir şair olan babası Mehmet Çelebi bin Yahya'dan (Belâyî) aldı. Hiç evlenmedi. Sultan 2. Bayezid ve oğlu Şehzade Ahmed’in Amasya Valiliği sırasında kentte toplanan bilgin ve sanatkarların meclislerine katıldı. Mihrî Hatun, Zeynep Hatunla birlikte adı bilinen ilk Türk kadın şairlerinden. Güzelliğiyle bölgede ün salan Mihri Hatun, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınır. Diğer divan şairi kadınlardan aşkı çekinmeden kullanmasıyla ayrılır. Şairi Necati Bey’i kendisine örnek aldığı, şiirlerini Necati Bey'e gönderip fikrini öğrenmeye çalıştığı iddiaları da var. Söylentilere göre Necati Bey ile aralarında duygusal yakınlaşma vardı. Ayrıca şiirlerinde, Müyyedzâde Abdurrahman Çelebi ve Sinan Paşazâde İskender Çelebi’ye duyduğu aşka dair ipuçlarına da rastlanır. Mihri Hanım Divanı 1967'de Moskova'da basıldı. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Ben umardım ki seni yâr-ı vefâ-dâr olasınNe bileydim ki seni böyle cefâ-kâr olasın Hele sen kaaide-î cevrde eksik komadınDostluk hakkı ise ancağ ola var olasın Reh-i âşkında neler çektüğüm ey dost benimBilesin bir gün ola aşka giriftâr olasın Sözüme uymadın ey asılası dil dilerimSer-i zülfüne anın âhiri ber-dâr olasın Sen ki cân gül-şeninin bi gül-i nev-restesisinNe revâdır bu ki her hâr ü hasa yâr olasın Beni âzâde iken aşka giriftâr itdinGöreyim sen de benim gibi giriftâr olasın Bed-duâ etmezem ammâ ki Huda’dan dilerimBir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın Şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanınaDer ki Mihrî gibi sen dahi siyeh-kâr olasın ANİ HATUN Doğum tarihi bilinmiyor. 1710'da Yenişehir-Fener'de yaşamını yitirdi. Asıl ismi Fatma. Kültürlü bir ailenin kızı olarak İstanbul’da doğdu. Akıllı, bilgili ve eğitimli olan Ani Hatun, “Hace-i Zenan (Kadınların Hocası)” lâkabıyla anılmıştır. Arapça öğrendi, doğu ve Batı edebiyatlarıyla ilgili çalışmalar yaptı. Bir divanı olduğu sanılıyor ama bulunamadı. Usta bir hattat olarak da ün yaptı. Bazı metinlerde hattatlığının şairliğinden bile üstün olduğu belirtilir. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Feramuş itti hayli dem beni yad itmeden kaldıBenim çok sevdigim mahzunu dilşad itmeden kaldı Nola t'amirine kasd itmese şah-ı cihan banımBilür kim hatır-ı viranım abad itmeden kaldı Kalupdur bahr-i gamda fülk-i dil yok sahil-i maksudHayıflar rüzgarim bana imdad itmeden kaldı Düşelden ran-ı aşk-ı yare zar ü natüvandır dilSer-i kuyinde halim yare feryad itmeden kaldı Niçün derpey olur Ani ki hal-i Kays'ı bilmez miO biçare yetürdi kendin irşad itmeden kaldı FITHAT HANIMİstanbul'da doğdu, doğum tarihi bilinmiyor. 1780'de yine İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl adı Zübeyde. Şeyhülislam Ebu İshakzade Mehmet Esad Efendi'nin kızı. Özel derslerle eğitildi. Küçük yaştan itibaren edebiyat ve şiirle ilgilendi. Rumeli Kazaskerlerinden Mehmed Efendi ile evlendi. Günümüze kadar gelen kadın şairler arasında en dikkat çekicilerden biri. Aydın ve şairi bol bir çevrede yetişti, döneminin sanat-edebiyat çevrelerinde bulundu. Şiirleri kadar nükteleri, Koca Ragıp Paşa ve şair Haşmet ile aralarında geçen şakalaşmalarla da bilinir. Ancak günümüze ulaşan bu şakaların bir kısmının uydurma olduğu sanılıyor. Türkçe'yi çok güzel kullanır, şiirlerinde zaman zaman halkın konuştuğu dile de yer verir. Ama şiirlerine kadın içtenliği ve inceliği yansımaz. Yayınlanmış bir divanı var. Kendisini anlamayan, ruhuna denk düşmeyen, şiirle uğraşmasına bir anlam veremeyen kocası Derviş Mehmet Efendi ile evliliğinde mutlu olmadığı biliniyor. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER ŞARKI Beni derdinle yeter zâr etdinYok mu insâfın a zalim söyleÇeşm-i mestin gibi bîmâr etdinYok mu insâfın a zalim söyle Ruhların taze gülü handandırLeblerin derd-i dile dermandırSühanın mürde-i aşka candırYok mu insâfın a zalim söyle Âşık-ı zâre cefâ kârındırÖldüren gamze-i hunharındırEden ihyâ yine güftarındırYok mu insâfın a zalim söyle Ey Sehi-kamer ü şîrin-güftârBülbül-i vird-i ruhun gerçi hezârVar mıdır bencileyin âşık-ı zârYok mu insâfın a zalim söyle GAZEL Neşve-i cam-ı muhabbetle gönül cuş eylerÇekilen der ü gamı cümle feramuş eyler Kıl hazer alma sakın aşık-ı zarın ahınSeni bir şuh-ı sitemkara felek dun eyler Bir nigehle komadı derdimi takrire mecalÇeşm-i mestin nice guyaları hamuş eyler Hale-i mah gibi sineye çekmiş mihriBezm-i vuslatta o kim yari deraguş eyler Sen hem gülşen-i hüsnünde figan et cü hezarFıtnata derd-i dilin belki o gül guş eyler LEYL HANIMSudur'dan Moralı Zâde Hâmid Efendi'nin kızı ve Keçecizâde İzzet Molla’nın yeğeni. Çocuk denecek yaşta babasını kaybetti, aynı dönemde evlendirildi, bir hafta içinde ayrıldı. Dönemin ünlü şairleri ve dayısı olan Keçecizade İzzet Molla'dan özel ders adı. Saray kadınlarıyla yakın ilişkisi olduğu bilinen, iyi eğitimli ve çok kültürlü bir şair. Hazır cevaplığı ve şakacılığı ile de tanınır. Mevlevî tarikatına katıldı. Mihrî Hatun kadar olmasa da kadın duygularını dile getirmesi ve döneminin koşullarında bir kadın için serbest sayılabilecek söyleyişiyle dikkat çeker. Edebî bir çevrede yaşadığı için verimli bir şair. Şiir dili açık ve sade. Bir Divanı var. 1848'de yaşamını yitirdi. Galata Mevlevihanesi kabristanında toprağa verildi. Pür âteşim açdırma sakın ağzımı zinhâr, mısrasıyla başlayan, Zâlim beni söyletme derûnumda neler var, nakaratlı şarkısı çok ünlü. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Yârin âşıkları ile ülfeti pek güçtür güçO peri vahşidir unsiyyeti pek güçtür güç Sakın aldanma gönül vâ'd-i visâl-i yâreSonra derd ü elem ü mihneti pek güçtür güç Beni âfv eyle eğer meclise girdiyse rakipÇekemem doğrusu bu sıkleti pek güçtür güç Ders-i aşkı açalım dersini vaiz kapasınZâhidin bârid olur sohbeti pek güçtür güç Sohbeti yâr ile de pekçe uzatma LeylâO peri vahşidir ünsiyyeti pek güçtür güç GAZEL Her seherde Kâbei kûyında estikçe nesimÂşıka zülfi siyahından gelir anber şemim Naveki müjgânı gönder sinei mecruhumaKûşei gamda dili mahzunuma olsun nedim Kalim bu aşk ile yanmaktan ey meh ruzüşebYok bana derdü elemden başka bir yârı kadîm Şiddeti düzahla korkutma beni gel zahidaAşkıma nisbet benim bir şey midir narı cahim Kûşei cennet dahi olsa safayab olmayızAşk ile olduk hele külhan bucağında mukim Zulmu çok ettin bugün Leylâ'ye ey şahı cihanRuzi mahşerde seninle eylesin bahsi azîm GAZEL Hayâli ârızın bağı gönülde gülizarımdırAçıldı dağlar kim sînede evvem beharımdır Güli ümmidim açılmaz açıldı soldu hep güllerBu gülşende figandan bihaber ancak nigârımdır Hikâyettir sana şerhi derunumdan değil şevkaSenin aşkınla yanmak tabemahşer iftiharımdır Neden küstün bilir hep cürmün inkâr eylemez âşıkSebep bu infiale naleî bî ihtiyarımdır Salın ey nahli nâzım gel nolur bir kerre serv âsaSarayındır bu gönlüm ande eşkim cuyibarımdır Emanet eyledim bir tahfecik ol şahı hubaneGönül derler anın adına Leylâ yadigârımdır ŞEREF HANIM 1809'da İstanbul'da doğdu, 1861'de yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi kabristanına defnedildiği sanılıyor. Mehmed Nebil Bey'in kızı. Şairi bol ve kültürlü bir ailenin mensubu. Kadirî ve Mevlevî tarikatlarına girdiği biliniyor. Sıkıntılarla dolu bir yaşam sürdü. Padişah II. Mahmud ve Valide Sultan’a yazdığı şiirlerinde bu sıkıntıları anlatır. Geleneksel kalıplar içinde kalan şiirleri sadelikleri ve düzgün anlatımlarıyla dikkat çeker. İlk kez 1867'de Matbaa-i Âmirane'de basılmış bir divanı var. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER KASİDE Kasîde-i Bahâriyye der Hakk-ı Müşâriin-ileyh - Berây-ı Âlî Paşa -Açıl ey gonce-i zîbâ açıl fasl-ı bahar oldı Hezârın hasret-i dîdâr ile derdi hezâr oldı Donandı her taraf üşkûfe-i elvan ile yer yer Yine sun'-ı Cenâb-ı Kird-gârı aşikâr oldı Takarrub edicek teşrifi sultân-ı gülin nâ-gâh Dikildi tûğ-ı şâhî bağ u sahra kânı-kâr oldı Bahar erdûsını sünbül-teber tebşire geldikde Kurup çadır çiçekle muntazır her kûh-sâr oldı Bu eyyâm-ı ferah-zâye tahassür çekmeden fulya Sarardı sureta bir âşık-ı zar u nizâr oldı Meğer neşv ü nema bulmuş şarâb-ı erguvan ile Anın'çün çeşm-i dilber gibi nergis pür-humâr oldı Görüp zülf-i arûsın ziynet ü dârâtını bî-şekk Civan perçem başa çıktıkda gayet dil-figâr oldı Benefşe çıkdı her-câyî deyu ifrât-ı ye'sinden Olup sünbül perişan lâle yek-ser dâğ-dâr oldı Eder şeb-bû ile ay-çiçeği gece safa, mehtâb Görince fûl-ı bahrî yollar üzre hep nisâr oldı Düzüp zerrin kadehle bezmini çark-ı felek güya Çekildi bir kenâre cümleden sâhib-vakâr oldı Sarıldı nahl-ı leylâk üzre güya bir çiçekli şal Bakup serv u sünûber bîd-i reşkiyle çinâr oldı Şakâyıkda görince revnak ü rengi kemâlinde Hasedle zenbakın hep akl u fikri târ u mâr oldı Bilür erbabı kadrin bak alur göz ile haşhaşa Ki attâr-ı felekden ehl-i keyfe ber-güzâr oldı Karanfil yâsemen aşkile sîne çak çak etdiYa her dem tazeye meyi etmede bî-ihtiyâr oldı. Ne kabil misk-i Rûmî ıtr-ı şâhîyle ola hem-bû Girince araya şimşir bu da'vâ ber-karâr oldı Bütün ezhâre hâlât-ı hazânı etmeğe ifşa Gelüp kartopu güya tercemân-ı rûzigâr oldı Bahâriyye temam olduysa da ey hâme güya ol Gazel de söylemek şâirlere çünkim şiar oldı Yine ey gül-izâr-ı işve vakt-ı âh u zar oldı Bu da'vâya delîl ü şâhid istersen hezâr oldı Buyur geşt ü güzâr et cümle ezhârı çemen-zârın Kudûmın öpmeğe hep dîde dûz-ı intizâr oldı Görince bülbülün cûş u hürüsün fart-ı gayretle Benim de seyl-i eşkim ğıbta-bahş-ı cûy-bâr oldı Gelüp bâd-ı sabâ dedi Şeref geç bu hevâlardan Bu nazmın gerçi evrâk-ı sipihre yadigâr oldı Ne sarf etdin bahara cevher-i güftârını ancak Sebeb-i asayiş dünyâya bir âlî-tebâr oldı Edersin medh ol zât-ı şerifi et ki âlemde Senası mahz-ı farz u her sağar ü her kibar oldı Bu vasfa Hazret-i Alî Emîn Paşa sezadır kim Duây-ı devleti vird-i zeban ü her diyar oldı Makâm-ı âliyi teşrif edel'den zât-ı ülyâsı Umûr-ı hâriciyye nâzırıyle pür-vakâr oldı Huzurunda şükûfe şîşesi olmak ümidiyle Ne rütbe şimdi çeşm-i bülbüle bak i'tibâr oldı Nesîm-i lutfı ğâlibdir bahara ehl-i hâcâtın Nihâl-i maksad u amali hep pür berg ü bâr oldı Nisâr olmakda gerçi cümleye nakd ü inâyâtın Senin hakkında ise şad hezâr u bî-şümâr oldı Düşüp ümmîd-i afv ile der-i ihsanına gönlüm Bilür cürm ü kusûrın pây-mâl-i i'tizâr oldı Kerem-kârâ şeref-sadrâ sipihr-i devlete bed-râ Eğerçi bunda ıtrâ'-ı makâla ibtidâr oldı Vesîle-cûy idim neşr etdim işte bu bahaneyle Bütün ezhâr bûy-i midhatinden hisse-dâr oldı Kıyâs olsa yanında bir içim su gibidir nîsân Ki cûd u şefkatin baranı bahr-ı bî-kenâr oldı Umûrında muvaffaksın o rütbe zanneder herkes Ya Zât-ı Hızr yâ tevfik-i Bari müsteşar oldı Bekây-ı ömr ü ikbâlindir elbet matlabı halkın Vücûdın mutlaka dünyâya lutf-ı Gird-gâr oldı. Penâh eden hücûm-ı ceyş-i gamdan olur asude Der-i Devlet-meâbın bir hısâr-ı üstüvâr oldı Değil fahriyye yazmak gerçi haddim kendi hakkımda Bana Zât-ı Şerifin lîk mahz-ı iftihar oldı Ederken âh ü feryâd endelib efsâne dinlemez Şeref, başla du'âya gayrı vakt-ı İhtisar oldı. Akîb-i cemrede her sal meymûn fal dendikce Cihâna feyz-i nevrûzın yeter pertev-nisâr oldı Riyâz-ı ömr ü câhı haşre-dek her dem bahar olsun Denildikçe yine vakt-ı safay-ı gül-izâr oldı. (Mefaîlün mefaîlün mefaîlün mefâîlün) GAZEL Dildeki dag-i füruzanım ile eğlenirimGeceler kendi çerağınım ile eğlenirim Ederim züver-i aguse-i hayalim yâriDaima hidmet-i mihmanım ile eğlenirim Söyletip çektiğini şuh-i cefakarındanSergüzeşt-i dil-i nalanım ile eğlenirim Komaz avare vü tenha beni manend-i safaYine derd-ü gam-i cananım ile eğlenirim Dest-i ahım dokunup saz-i derunun telineNağme-i nale vü efganım ile eğlenirim Söyleyip serd-i mihmetle nice taze gazalŞeref eş'ar-i perişanım ile eğlenirim GAZEL Dili şuride hayfa yâre, yâr ağyare maildirBilinmez hikmeti bülbül güle, gül hare maildir Olursun pür gadab ben arzıhal etdikçe sen emmaCefakârım, mizacın çare ne ağyare maildir Şikâyet sanma rencü zahmi aşk eyler isem izharTabibe haste elbet derdini iş'are maildir Kaçınmaz şulei didarı yâre can atar daimBenim mürgi dilim pervane âsa nare maildir İder tahsin nazmı dilküşasın eylesen tanzirŞeref tab'ı selisim böyle hoş küftare maildir KITALAR Bir vech ile kabil değil icrayı teşekkürŞâdoldu şeref zar iki yüzden agâhEüdi beni teltif reis oldu efendimHem kıldı iki yüz kuruş ita bana her mah... Keramet tâ ezelden dadı Hakmış zatına bildimBenim keşfeyledin arzetmeden hali perişanımİkişer yüz kuruş mahiye ihsan eyledin hakkaŞeref bir akçeye şayan değilken ey keremkânım... Kemalü ömrünü lûtfundan efzun eylesün MevlâCihan durdukça dur sadrında sen ey himmeti ÂliŞeref zatın maaş tahsisi ile şimdi sayendeDeğildi habbeye malik pür oldu ceybi amali... ÂDİLE SULTAN1825'te İstanbul'da doğdu, 1898'de yaşamını yitirdi. Sultan II. Mahmut ile eşlerinden Zernigar Sultan'ın kızı, Sultan Abdülmecit'in kız kardeşi. Sarayda özel eğitim gördü. Kaptan-ı Derya ve sonradan Sadrazam olan Mehmet Ali Paşa ile evlendi. Önce üç çocuğunu, sonra kocasını ve ardından da genç kızı Hayriye Sultan'ı kaybedince acıya boğuldu. Nakşîbendi tarikatına girdi. Şiirleri 1996'da "Adile Sultan Dîvânı" adıyla yayınlandı. Şiirleri genellikle çocukları, eşi ve kızı Hayriye Sultan'ın ölümlerinden duyduğu derin üzüntüyü yansıtan manzumelerden oluşur. Çağdaşı olan Leylâ ve Fıtnat Hanımlardan daha az başarılı bir şair sayılır. Aruzun yanı sıra hece ölçüsüyle de şiirler yazdı. Türbesi İstanbul Eyüp'te Bostan İskelesi yakınında. İstanbul'da pek çok hayır eseri bıraktı, ayrıca babası onun adına birçok eser yaptırdı. Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman) Divanı’nın basılmasını sağladı. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Duymayın can ü gönül dostuma pinhan gideyimAkl ü can bana nedir bidil ü bican gideyim Cismde can gibidir gözde hayâli yârinNice bir gurbet ü firkatle perişan gideyim Korı canımda da âşk odını yaktı aleviYanmak âşk ile beşaret bana üryan gideyim İderim kat'ı taalluk çü bu can ü tendenO güle bülbül-i can itmede efgan gideyim Adile Kâ'be-i kulın ideyim şöyle tavafArz ide ruyını dildarıma mihman gideyim GAZEL Aşktır min-evvel ilâ âhir kevn ü mekânAşktır gâhî dil ü cânda nihân gâhi ayân Aşktır eden cemâl-i pâk-i cânâna nazarAşktır ol gonca gül rûyu için bülbül olan Aşktır dü-âlem içre cânı yâra vasl edenAşktır dâim olan hem mahrem-i esrâr-ı cân Aşktır çün dilde misbah-ı tecellîyi yakanAşktır bil "küntü kenz" birle miftâh-ı cinân Aşktır bî-kayd pervâz eyleyip sîmurg-veşAşktır dost ellerini dâima seyrân eden Aşktır mir'ât-ı kalbi eyleyen sâf ü celîAşktır dilde veren nûr-ı ziyâyı her zamân Aşktır kalbi kılan pür-nûr mihr-i mâh-veşAşktır şem'-i cemâle karşı pervâne yanan Aşktır hem saykal-ı mir'at-ı esbâb-ı derûnAşktır bir âteş-i cân-sûz ey dil sen de yan Aşktır beyt-i dili meyhâne-i irfân edenAşktır Leylâları Mecnûn ü ser-gerdân eden Aşktır fehm ile iş'âr eyleyen derd-i diliAşktır bak Âdile çarhı eden keşf ü beyân GAZEL Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemekÂşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek Aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklaraÂşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek Âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudurÇekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek Arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişânTerk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek Âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâHer belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek Havf-ı a'dâ eylemez olan müsellah aşk ileYanmadan Hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek Nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı HudâBeyt-i kalbi Âdile ma'mûr ü pâk etmek gerek TEVHİDE HANIM Doğum tarihi 1847. 1902'de Manisa'da öldü. Babası Turgutlulu Limoncuzade Fehim Efendi. Annesi, İzmirli Sinanzade Ahmet Efendi'nin kızı Tahire Hanım. Manisalı Veznedar Çakmak Hüsayin Efendi ile evlendi. Bir kızları oldu. Kızını ve ardından kocasını kaybetti. Mevlevi tarikatına girdi. Şiirini annesi, kızı ve kocasını art arda kaybetmenin acısı etkledi. Bir divanı var. 1881'de yazıldığı tahmin edilen bu divanda kendi yaşamından ve Manisa'dan izler bulunur. Tevhide Hanım'ın önemi yaşadığı çağın coğrafyasını, insanlarını, kültürü ve günlük alışkanlıklarını yansıtmasıdır. Divanı Gürol Pehlivan, Bülent Bayram ve Mehmet Veysi Dörtbudak hazırladı. Manisa Belediyesi'nin desteğiyle yayınlandı. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Çeşmime göründü âh bir peri âlicenâbDün gece verdi ziyâ 'aleme ol âfitâb Âhir çeşmime ben de âh bin cân ile müştâk ikenSetrine sây eyleyip rûyına çekmiş nikâb Piyâde gezmiş yorulmuş terlemiş ol meh-likâSeyr eyledim rûyundaki damlayan sanki gül-âb 'Ahdinde kılmaz vefâ va'dinde hiç durmaz imişTeşbihi etdim meşrebin sanki bir dönme dolâb Zihnini topla Tevhîde olma o bahrin gavsiPirâhenden girîbânın alıp geri çekil yab yab GAZEL Senin mecburunum hâlâ inanmaz mısın ey şûhBenim yandığım nâra 'aceb yazmaz mısın ey şûh Dün gece ağyâr ile lâdest tutup aldanmışsınKuluna nevbet gelince aceb aldanmaz mısın ey şûh Gidip gülzara da'im sen edersin zevk 'alemleGelip hatıra ismim bir gün anmaz mısın ey şûh Cevr cânına yetmiş câna yine bilmem acebÇekerek cefasını usanmaz mısın ey şûh Dün gece Tevhîde-zârın rahm edip hâline senVerdiğin ikrârdan 'aceb dönmez misin ey şûh DESTÂN-I MAĞNİSA Takrîr edem dinle nedir hâli Mağnisa'nınSöyleyim bak nedir ahvâli Mağnisa'nınDüğünde bayramda atlas hâre giyerlerBozulmaz yeşili alı Mağnisa'nın Mağnisa'nın içinde evliyâsı çokMescidi camisi medresesi çokHâfızı mütedâ müderrisi çokOkur bülbül gibi dili Mağnisa'nın Etraf köyden şehirlerden gelirlerHanda hânelerde misâfir olurlarSultân Camisi'ne sâf sâf dururlarAltın kemerlidir beli Mağnisa'nın Sultân Nevrûz günü Mesir saçarlarCem olup cümle halk avuç açarlarMollalar imâretden çorba içerlerHer şehre ulaşır eli Mağnisa'nın Âşıklar pîrine eyler niyâzıDere Kahvesi'ne asarlar sazıKarşısında bülbül eyler avâzıAçılır baharda gülü Mağnisa'nın Ulu Cami'nin vurur çanlı sa'atiHerkes vaktini bilir bulur râhatıTüccarların budur dâim adetiElden ele gezer malı Mağnisa'nın Bahar vakti gelir bülbül sadâsıVardır erenlerin anda du'âsıKışın kar ile dolar dağı ovasıAkar boz bulanık seli Mağnisa'nın Çölünde Karaca Ahmed Sultân hazırkenÜstünde Saruhan Baba nâzırkenSağda Hâki Baba solda Kırtık Sultân vezirkenDeftede kayd olmaz vebâli Mağnisa'nın Cümle eknâf çâr köşeden gelenlerHer birisi bir işe memur olanlarKazanıp kârında bereket bulanlarGitmez gözünden hayâli Mağnisa'nın Beldemiz üstü dağ önü mesireBahar gelince cümle çıkarlar seyreGel bunca evliyâları ziyâret eyleŞimdi çimendiferdir yolu Mağnisa'nın Tevhîde sözünde hilâfın yokdurTatlıdır kavunu karbuzu çokdurKarına kaymağına hiç sözüm yokdurNamdadır yağ ile balı Mağnisa'nın ŞARKI Sana ne diyem ne söyleyem âh sanaBir himmetin yok imiş eyvâh sanaEderim bir âh-ı cân-gâh sanaGayri bundan sonra âlem bir yanaEyledin sen beni kendine meftûnCevrin etdi dîdemi âb-ı CeyhûnSerim sevdâya saldın aklım MecnûnGayri bundan sonra âlem bir yanaHevâ-yı zülfün ile hâlim tebâhKalmadı âşıklığıma iştibâhBir onulmaz derde düşdüm vâh bana vâhGayri bundan sonra âlem bir yanaTîg-i hicrin hiç vermedi arayıSînemde açdı nice pin yarayıYazık etdin Tevhîde-i bîçâreyiGayri bundan sonra âlem bir yana ŞARKI O yâr bana kaşın çatdıElemim var elemimCâh-ı mihnetde bıraktıKederim var kederim Çehr ile dün yâr geçdiKadehde kanımı içdiCiğerde yâreler açdıVeremim var veremim Dün meclisde iken dildârBeni geçmiş yâre ağyârKendi ruhsât eylemiş yârHaberim var haberim Gül koklamam gül üstüneKişi kıyar mı dostunaLâkin ağyârın üstüneSeferim var seferim Tahammülüm yok ne çâreYüz vermesin ağyâreArz-ı hâl yazmağa yâreKalemim var kalemim Tevhîde bu meylim heleBen şöyle verdim dilbereVaz gelmem tâ be mahşereYeminim var yeminim FERİDE HANIM1837'de Kastamonu'da doğdu. Kasmatonu ulemasından Bahar Zade Hammami Mehmet Reşit Efendi'nin kızı. İlk eğitimini medresi öğretmeni olan babasından aldı. Arapça ve Farsça öğrendi. Güzel yazı'ya yani "hat"a merak saldı. Bolulu İzzet Paşa'nın divan katipliğini yapan Ali Raif Efendi ile evlendi. İstanbul'a taşındılar. Feride Hanım 25 yaşında iken eşini kaybetti. İstanbul'dan Kastamonu'ya giderek yaşamını burada tamamladı. 1903'te öldü. Şiirleri arasında epey yer tutan Muhammediye'leri ile tanınır. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER BEYİT Duhterine böyle ider mi mâderi söyle banaGörmedim billâh cihanda böyle bir âzâr ana GAZEL Ah kim çıkdı elimden koynumun zer saatiHasretile kalmamışdır gönlümün hiç rahatı Yâdigar-ı yâr idi doğru gider gamhar idiYirmibeş yıldan beru itmiş idim ünsiyeti Zer gibi zerd ola ruyi hem ayarı nakş olaMekr ile biganeler ger eyledise sirkati Yelkavan veş ruzü şeb zevki içün çeksin taabSoksun akrebler vücudın göre rencü mihneti Kıldı rekkası felek çerh gibi sergerdan beniNice dolaplar ile virdi bana çok zahmeti Yetdürür zinciri zülfü yâr ile bend olmasıKayd olup derdü game çekmekden ise firkati Ben Feride veş gamü mihnetle ferdim dehrdeGeçmedi alâmsız biçarenin bir saati (Kocasının ölümü üzerine yazdığı gazel) GAZEL Âşık isen salika âyine-i didare bakMasıvanın zulmetinden kurtulub envare bak Dürri pendin guşuna menguş idersen ey gönül..... den dembedem keşf olunan esrare bak Masıvanın kesretinden fariğ ol itme nizâHazreti şeyhin tutub destin heman bu kâre bak Na'rei sırrı ....dan haberdar olmağaÂşk yolunda terki can etmiş olan berdare bak Talibi âşkı hakikat buldu encamı necatEy Feride sen heman ihlâs ile ezkâre bak (.... okunamayan sözcükler) HATİCE NAKİYE HANIMMüneccimbaşı Osman Saib Efendi'nin kızı. 1846'da ikiz kardeşiyle birlikte dünyaya geldi. Sıbyan mektebinde okudu. Annesini küçük yaşta kaybetti. Teyzesi tarafından büyütüldü. Darülmuallimat'tan mezun oldu. Yenikapı Mevlevihanesi müritleri arasına girdi. Ali Fuat Bey'in Maarif Nazırlığı döneminde Darülmuallimat'ta öğretmenliğe başladı. Farsça ve tarih öğretti. Lügati Farısiye sözlüğünü hazırladı. Bir süre Mısır'da kaldı. Sultan Mehmet Reşat döneminde bazı şehzade ve sultanlara öğretmenlik yaptı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1899da yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi Çınaraltı Kabristanı'nda toprağa verildi. 40 kadar gazel, methiye, şarkı, müstezad, tahmis, terci-i bend ve kıt'a yazdı. Döneminin kadın şairlerinden Şeref hanımın yeğeni idi. Onun divanının ikinci basımını hazırladı. Dergilerde dağınık halde olan şiirleri derlenemedi. Bir bölümü Türkçe olan bu şiirlerden bazıları kardeşi Nebil Bey’in Divan’ının sonunda, bir kısmı da Ahmet Muhtar Bey tarafından yayımlandı. Hiç evlenmedi. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Bir gamze hun rize şikâr oldu bu gönlümŞeb ta seher aşuftevü zar odu bu gönlüm Bir çaresi yok derde giriftar olub eyvahBir gonce içün âleme har oldu bu gönlüm Gülçini visal olmak içün bağı tarabdaBir bülbüli şurideye yâr oldu bu gönlüm Gülşende edüb nağmei bülbül ana tesirFeryad ile manendi hezar oldu bu gönlüm Geçdi neyü meydan işidüb savtı hezarıMedhuş olarak maili zar oldu bu gönlüm Rüyet hevesile Nakiyye bir kez o şuhuAkdamı rekibane gubar oldu bu gönlüm ŞARKI (Hezlamiz) Olamaz bir kimse hem halin seninYokdur eşşeklikde emsâlin seninGeçmede lanet ile salin seninYokdur eşşeklikde emsâlin senin Benzemez etvarü halin âlemeGelmemiş mislin vücudi âdemeKendine âdemlik isnad eylemeYokdur eşşeklikde emsâlin senin Namını yâdeylemez emma beşerRekş eder efkârına gâvanü harSözlerin hayvanları hayran ederYokdur eşşeklikde emsâlin senin Anırırken sen o savt ile hemanHep gelir şevka güruhi merkebanUrsalar şayan sana al bir palanYokdur eşşeklikde emsâlin senin KOŞMA Eyvah aşkınla yandımSonra cevrinle kandımAldandım sözlerineSeni vefalı sandım Ver bir dolu içeyimGör aşkınla niceyimO mahmur gözlerindenBen nasıl vaz geçeyim Kadehler durmasun boşİçüb olalım serhoşÇünki ağyar sözündenYâr ile aram bir hoş Şimdi dil biçaredirAklım pek âvaredirAyrılık ateşindenCiğerim pür yaredir Sinemi hicri dağlarGözlerim irmakdır çağlarNakiyye'nin haliniGören kâfirler ağlar SIRRÎ HANIM1814'te Diyarbakır'da dünyaya geldi, 1877'de öldü. Edirnekapı Otakcılar Mahallesi'nde Kadiri Dergahı kabristanına defnedildi. Asıl adı Rahile. Diyarbakır Hanedanı'ndan Ahmed Bey'in kızı. Kültürlü bir ailede büyüdü. Divan kültürüyle yetişti. Tahir Zade Bekir Ağa ile ilk evliliğini yaptı. Bir süre Bağdat’ta yaşadı. Daha sonra İstanbul’a geldi. Yusuf Kâmil Paşa konağının şiir-edebiyat sohbetlerine katıldı, paşanın eşi Prenses Zeynep ile dost oldu. Kâmil Paşa ile evlendiği söylentisi de var. Kızının ölümü üzerine yazdığı içli bir mersiye ile tanınır. Bir divan oluşturacak kadar şiiri var. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Şahbazı kuds olan mesture şeklin göstürürMahremi sultan ekser dûr şeklin göstürür Saykal ol mir'atı kalbe masiva fikrin bırakJenk olunca ayine meksur şeklin göstürür Şer çekerse tâ semaye suzi dilden dûdi âhMahitab olur felekde nur şeklin göstürür Dehri duni bisebate dil viren divaneyeMesti bibaki elest mahmur şeklin göstürür Ayni ibretle alan her bir varakdan bir sebakNevbehar eyyamıdır zünbur şeklin göstürür Tâ ezelden Sırrî hakikatden dili, agâh olanBaşü can terkin kılub Mansur şeklin göstürür GAZEL Mürği dil pervaze geldi lâneler ağlar banaÇıkdı zünnarım bu kez humhaneler ağlar bana Âşinalar tanı senk endaz olurlar her tarafVâkıf olsa halime bigâneler ağlar bana Ketmi güc, izharı güc bir derde oldum mübtelaDarusın bilmez tabib kâşaneler ağlar bana Kâsei mizabı sâkiden içüb mest olmuşumHalime agâh olan mestaneler ağlar bana Sırrî bir viranedir bir gence irdin misli yokHasbihalim söylesem divaneler ağlar bana MÜNİRE HANIM1818'de sadrazam olan Mehmet Derviş Paşa'nın kızı. 1825'te doğdu, 1903'te İstanbul'da öldü. İyi bir eğitim gördü. Özel öğretmenlerden Arapça, Farsça dersleri aldı. Müştak Efendi'den edebiyat öğrendi. Kerbela Mutasarrıfı Ali Rıza Paşa ile evlendi. Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Osman Salahüddin Dede'nin müritleri arasına girdi. Çoğunlukla Mevlevi övgüleri yazdı. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Aşktır tesliyyete her lâhza bais âdemiAşksız mümkin mi çekmek ger mü serdi âlemi Görmedim hiç kimseyi memnunı ayşi ruzgârBulmadım bir ferdi kim olsun şuunun hurremi Macerayı ömrü yâdettikçe her bir anınınFikrimi işgal ider bince sürurü matemi İtme ey akıl teessür lûtfü kahrı çerhdenGayeti şadide, mihnetde olurmuş göz nemi Arzıhal itmem Münire, gayriye AllahdanEhli halin var ise Allah gerekdir mahremi GAZEL Macerayı aşkı levhi dilde tasvir eylerizBerkı suzı ah ile çerhı alevgir eyleriz Biz güruhi âşikanız gülsitanı dehrdeBülbüle adâbı dersi aşkı takrir eyleriz İtmeyiz minnet, cihanın Hüsrev ü DârasınaKârımız vabestei sultanı takdir eyleriz Bendei âli abâyız her seher müjgânımızHakirubi barigâhı hazreti pir eyleriz Sayei Mollayi Rumide Münire, fakrileKendimiz mülki kanaatde cihangir eyleriz MÜSTEZAD Dün bastı ayak meclise mestane o âfetOl kânı letâfetAldırdı bütün aklını erbabı firasetHiç kalmadı takad Zülfi gibi itdi beni eyvah perişanAşüfteü hayranYârab, bu ne kaşdır, bu ne gözdür, bu ne haletBu hüsn, bu kamet Bir kimseye bir nim nigâh eylese ol mahİmdad ide AllahÇeşmanı siyahile ider ömrünü garetBicürmü cinayet Benden neden ey gevheri gencinei ismetKat eyleyüb ülfetGayrile idersin dün ve bugün akdı meveddetPakize muhabbet Ol yâre demem yar ki yar ide rakıbiHar ide habibiArif olana matlabı tarife ne hacetYok bende semahat Sen şemi dil efruzı seraperdei cansınHoş ruhı revansınİsmet gibi pakizelik âlemde olur muTarife gelür mi Haffaş edemez neyyiri nevare rekabetGer kopsa kıyamet FITHAT HANIM (Trabzonlu) 1842'de Trabzon'da dünyaya geldi. Trabzon Valisi Hazinedar Zade Vezir Abdullah Paşa'nın kızı. 3 yaşındayken ailesiyle İstanbul'a taşındı. Özel öğretmenlerden ders aldı. Genç yaşta evlendirildi. Kısa süren bu ilk evliliğinin ardından Bahriye Nezareti mektupçusu Mehmet Ali Efendi ile yeniden dünya evine girdi. İlk evliliğinden, "İlk zevcim beni o kadar kıskanırdı ki güzel giyinmekten, şiir yazıp okumaktan bile men ederdi. Hatta, "kirpiklerinin uzunluğu gözlerine pek çok letafet veriyor diyerek kirpiklerimi keserdi" diye şikayet ettiği biliniyor. Fitnat Hanım'ın şair yönü ve şiirleri Süleyman Nazif Bey tarafından keşfedilip edebiyat dünyasına tanıtıldı. 1911'de İstanbul'da yaşamını yitirdi ve Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Sernığun etdi felek asâyışım peymanesinÇünki dilşad eylemez neşveyle ben mestanesin Azmi suyi meykede elvermedi çekdim ayağBaşına çalsun heman ol bivefa demhanesin Ayşü nüşu suhbeti değmez anın hiç bir pulaNeylerim zilli serab asâ şu mihman hanesin Cura nuşi bade'i eltafı olmakdır muhalBendegân terk etmesün mı meclisi şahanesin Vadü alâmu gamda kaldım ey sakil dehrMahrem etdi yâr zira meclise bigânesin Şema'i suzane hacet kalmadı çünki yeterAteşi cevrinde yakdı âkibet pervanesin Pertevi camı cemim dâra ile fahr eylesünBadezin yad etmesün Fitnat gibi divanesin MUHAMMES Etme rağbet düşmeni bed kâre Allah aşkınaVerme fursat öyle her mekkâre Allah aşkınaOlmasun mahrem rakib esrare Allah aşkınaSen edersen razıyım azâre Allah aşkınaKıl mürüvvet verme yüz ağyare Allah aşkına Kapladı miratı kalbim ol kadar jenki melalBisteri gamda yatub derdinle oldum bi mecalHasreti didarın ey meh eyledi pek hasta halÖyle zar oldu tenim gelse ecel bulmak muhalBen şehidi gamzenim bir çare Allah aşkına Ey tabibi canü dil rahm eyle bu bimarınaMuntazırdır göz göz olmuş zahmler tımârınaBari bir gün mazhar eyle mihrı lütf âsârınaDesti lütfunla deva kıl hasta'i nâçarınaMerhemi kâfur ister yâre Allah aşkına Hey ne sihre etdin bana ol çeşmi cadular ileEyledin aklım perişan zülfi şebbuler ileŞaneveş sad çâk sinem fikri giysular ilePâre pâre eyleme müjganü ebruler ileYine zahm açma reki bimare Allah aşkına Kalmadı dilde tehammul gayri derdi fırkateEyle mahrem sevdiğim bir kere bezmi vuslateSun lebi can bahşını bu mübtelâyı mihneteLali nabzın ile can ver nâ ümidi sıhhateSon nefesde bi meded nâ çare Allah aşkına Servi kaddin sureti ayrılmaz aslâ didedenRühların gitmez hayâli hatırı rencidedenNev nihâlim kaçma lütf et âşıkı gamdidenSaklama gel ruyıını bir bülbüli şuridedenArzı didar eyle ey mehpare Allah aşkına Gamzeler kim tabı meyden kâh hun âlud olurLâhzada bin âşıkı aşüfte dil nâbud olurNazre'i hışmın dahi ihsandan madud olurHer nigâhın âfeti can, dil yine hoşnud olurNe belâye düşmüş ol âvâre Allah aşkına Jenki gamden saf eyle sevdiğim ayineniKıl çerağı bezmi vaslın âcizi bi kîneniŞöyle dilsuz eyledi bu bende'i dirineniSine sin yandı sine görmeyelden sineniMerhamet kıl Fitnatı gamhare Allah aşkına HABİBE HANIM1846'da Hersek'te dünyaya geldi. Osmanlı'nın en son Hersek veziri olan Rizvanbegoviç Galip Ali Paşa'nın kızı. Hersekli Arif Hikmet'in halası. Genç bir kızken ilesiyle bilikte İstanbul'a geldi. İlk evliliğini İstanbul'da Mehmet Mehdi Efendi ile yaptı. Daha sonra Konya Defterdarı Numan Efendi ile evlenip Konya'ya gitti. Ancak ikinci eşiyle de anlaşamadı. Boşandıktan sonra İstanbul'a döndü. 1892'de yaşamını yitirdi. Topkapı Mezarlığı'nda toprağa verildi. Konya'da yaşadığı sürede Mevleviliğe ilgi duydu. Mevlevilere katılıp "sikke puşı melâmet" olduğu söylenir. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Ciğerde tigi gamzen zahmi varken atma peykânınYeter ey kaşı yay artık yeter debretme müjkânin Nigâhi mestine cânâ ki şayan gördün agyarıYine nev yâreler açdı deruna tigi hicrânın O gafil bihaber nâdan aduye hemdem olmuşsunVisalinden bizi dur eyledin var olsun ihsanın Ümidi merhamet kılmak abestir senden ey kafirSeni bidin demişlerdi ezelden yoktur imanın Habibe bi deva derdden helas olmak da müşkildirÜmid etmez esiri derd olanlar gayri dermanın HASİBE MAİDE HANIM1830'da doğdu. Mirliva Bekir Paşa'nın kızı. Evkaf Nazırı Hacı Said Efendi'nin oğlu Zabıta Meclisi Reisi Atıf Bey'le evlendi. 1881'de yaşamını yitirdi. Beşiktaş'ta Yahya Efendi Dergahı Kabristanı'na defnedildi. Beşiktaş Mevlevihanesi Şeyhi Nazif Efendi'nin müritlerinden. Döneminin saygı gören, terbiyeli hanımlarından. Şiirlerinde imale ve zihaf kusurlarına rastlanmasına rağmen anlam yönüyle güzel bulunur. Bir divançesi olduğu biliniyor. Bir divan dolduracak sayıdaki şiirlerinin ölümünden sonra yakınları tarafından Konya Kütüphanesi'ne gönderildiği söyleniyor. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Eyledim hali dili bimarım ol sultane arsHasta eyler görse elbet derdimi Lokmane arz Zülfüanün her tarına bağlandı gönlüm şübhesizEyledi zenciri aşka kendini divâne arz Çok mu olsa şulei rahsarına canım fidâŞem'ine her şeb eder öz canını pervâne arz Gösterüb sînemde dağım dilde yarem hâsılıMacerayi aşkı ettim ol şehi hubane arz Etmesem tâciz eğer bu nâlei cangâhtanMaide her dem ederdim halimi cânâne arz ŞARKI Gülşeni şek içre hezar olmadıNâfile gönlümce bahar olmadıBeklediğim leylü nehar olmadıTalii nasaz bana yâr olmadı Kendime hemdem edinip fırkatiZevku safâda ederim mihnetiHer ne kadar ettim ise gayretiTalii nasaz bana yâr olmadı Uğraşırım ahı sehergâh ileBahtı siyahım gibi bedhah ileBen ya nasıl ağlamayım ah ileTalii nasaz bana yâr olmadı Dilde elemler var iken şubhu şamMaide'i zar olmaz şadgâmNeylesin avare gönlüm vesselamTalii nasaz bana yâr olmadı HATİCE İFFET HANIMDiyarbakır'da doğdu. Doğum tarihi bilinmiyor. 1860'ta yine Diyarbakır'da öldü. Behram Paşa Camii yanındaki kabristana defnedildi. Ahmed Bey'in kızı, Diyarbakır ulema ve şuarasından Azmi Zade Mehmed Efendi'nin eşi. Yine Diyarbakır ulemasından Şaban Kânî Efendi ile şiir ve edebiyat sohbetleri yapar, takdirini kazanırdı. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Çünki agehsin gönül sırrı nihan lâzım sanaVarlığı mahv eyleyib terki cihan lâzım sana Sen adem sehralarında bir güzel şehbaz idinŞimdi damı hestiye düştün figân lâzım sana Damı cisme düşmeden Mevlâyı bulmakdır garezRazı aşkı bâdezin etmek ıyan lâzım sana Cümle benlikten geçib mahvı üvcude ermeğeHanikahı aşkta pirimuğan lâzım sana Feyzi istidad sende zâhir oldu İffetaHer cihet şimdengeru darülâman lâzım sana LEYL HANIM (Saz)1850'de İstanbul’da doğdu. 1936'da yaşamını yitirdi. Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Hekimbaşı İsmail Paşa’nın kızı. Babasının görevi nedeniyle çocukluk çağında yedi yıl kadar sarayda kaldı, iyi bir eğitim aldı. Sultan Abdülmecit'in kızı Münire Sultan'ın maiyetinde kaldı. Şairliğinin yanı sıra bestekârlığı ile de tanınır. Rumca ve Fransızca öğrendi. Medeni Aziz Efendi ve Nikogos Ağa'dan klasik Türk müziği dersleri aldı. Babasının İzmir valiliği yaptığı dönemde Vilayet Mektub-i Muavini Giritli Sırrı Efendi'yle evlendi. Eşinin Pizren, Tuna vilayetlerindeki mektupçuluk görevleri ve Trabzon, Kastamonu valiliği nedeniyle buralarda yaşadı. İki yüze yakın beste yaptı. Bu bestelerin çoğu günümüzde de dinleniyor. Fıtnat Hanımla birlikte dergilerde açık imzası görülen ilk kadın şairlerden. Şiir yazmaya 16 yaşında başladı. Divan geleneğinin bir izleyicisi olarak yazdığı şiirlerini Solmuş Çiçekler adlı kitapta topladı. Saray çevresini ve âdetlerini anlatan anılarıyla da ünlü. İlki bir yangında yok olan anılarını ikici kez yazmak zorunda kaldı. Bunlar 1920'de Vakit gazetesinde yayınlandı ve çok ilgi çekti. Fransızca'ya çevrilerek basıldı. ESERLERİ: Solmuş Çiçekler (Şiir 1928) ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Nesi var sanki şu dehrin eleminden başkaNesi var kahr ü azab ü siteminden başka Yâr canım diye pür rahm ü vefa sandığımınGörmedin lütfunu vâ'd-i kereminden başka Runüma olmadı ayine-i pür jenk-i hayatBana bahtım ile tesir-i gâmından başka Nesvedar olmadı gönlüm feleğin bezmindeKalmadı çekmediğim câm-i ceminden başka Dilberimde şu cihan bağını gördüm geçtimSevmedin bir çiçeği gonca feminden başka Duymaz oldum bu tarâb-gâh-i emelden bir sesKırılan saz-i dilin son nâ-gâmından başka Beni peyrevliğe teşvik iden olmazLeylâ o sühan saz-i Nazif'in kaleminden başka GAZEL Aksi hüsni yâr, eşki çeşmi biferden geçerFülki gevherdir o, gûya Bahri Ahmerden geçer Yekden olmak isteyen ol gül bedenle ey gönülPirehen veş sînesin çak eyleyüp serden geçer Bak bu lûbetgâhı dehrin ruzü şeb mihrü mehiİki tıflı nazenindir sanki çenberden geçer Kametin seyreleyen Tuba'ya eyler mi nigâhLâ'li can bahşin emen elbette kevserden geçer Sanma tesir eylemez Leylâ o senkin tıyneteNaveki âhı derun puladü mermerden geçer ŞARKI Geçen şimdi bu yerden bâdı ömri bikararımdırDemadem çağlayan eşki duçeşme girye barımdırDeğildir lahni bülbül, bu enini kalbi zarımdırAçıl ey göncei ümmid açıl ki son baharımdır Açıl da çeşmi cana bari bir rengi vefa gösterSen îsal it meşamı kalbe bir buyı safaperverBu gün güldür beni yoksa sabahı haşrı kim beklerAçıl ey goncei ümmid açıl ki son baharımdır NİGÂR HANIM1856'da İstanbul'da doğdu. Macar Osman Paşa'nın kızı. Kadıköy Fransız Mektebi'ndeki öğreniminden sonra özel hocalardan edebiyat, Arapça, Farsça ve musiki dersleri aldı. Çok iyi piyano çaldığı ve sekiz lisanda konuştuğu biliniyor. Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem etkisinde şiir ve düzyazılar yazdı, çeviriler yaptı. Şiirlerinin bir bölümü "Uryan Kalp" takma adıyla Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Bu şiirler, umutsuzluk, acı ve keder dolu oluşlarıyla dikkat çeker. Yaşadığı dönemde ilk örnekleri verilen Milli Edebiyat akımına katılmadı. Hece ölçüsüne ve dilde sadeleşmeye karşı çıkan görüşleriyle çağdaşı gelişmelerin uzağında kaldı. Batılı Türk edebiyatının bir kadın kaleminden çıkan ilk şiir kitabı "Efsus"u yazdı. "Elem teraneleri" diye adlandırdığı şiirleri, döneminde kadınlara yazma ve yayımlama cesareti verdi, erkek yazarlar üzerinde de önemli etki yaptı. Tanzimat ve Servet-i Fünun arasında bir "ara nesil" şairi sayılır. Evindeki edebiyat sohbetlerinde kadın-erkek, Batılı-Doğulu konukları ağırlayan bir entelektüeldi. Döneminde kadının sosyal hayattaki yerinin değişmesi gerektiği görüşüne öncülük etti. Giyim-kuşamı, konuşması, davranışlarıyla kendini topluma kabul ettirdi. Hanımlara Mahsus Gazete'nin başyazarı. 2. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Parlak yaşantısı, ilerleyen yıllarda derin bir yalnızlığa dönüşünce umutsuzluğu ve kederi arttı. Hayatını, elemlerini, ümitlerini anlattığı günlükleri yayınlanmadan yıllarca Aşiyan Müzesi'nde bekledi. 1918'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Yazıldığı dönemde oynanan (1912) fakat basılmayan Gırive adlı bir oyunu da var. ESERLERİ: ŞİİR:Efsus 1 (1886)Efsus 2 (1890)Nîrân (1896)Aks-i Sada (1900)Safahat-ı Kalb (1901)Elhan-ı Vatan (1916, bir bölümü düz yazı) OYUN:Tesir-i Aşk (ölümünden sonra, 1978) ANI:Hayatımın Hikayesi (1959) --------------------------------------------------------------------------------ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER BİR DAHA SÖYLE Yegane sevdiğin âlemde ben miyim simdi?Sahih ben miyim artık muhatab-ı askın?Bütün o hiss-i amik-i fuad-ı pür sevkinO ibtila-yi ezel, o alaik-i ebediBenim mi şahsıma mahsur? Bir daha söyle.O sanihat-ı hazinin, o beyyinat-ı gâmınSahih, mülhimi hep ben miyim, bugün söyle.Tahassüsatını, efkarını bütün söyle.Getir şu kalbime dök varsa sevdiğim, eleminEden nedir seni rencud Bir daha söyle. MAKBULE LEMAN1865'te İstanbul Beşiktaş'ta dünyaya geldi. 1898'de Göztepe'de yaşamını yitirdi. Eyüp'te Siyavuş Paşa Türbesi'ne defnedildi. Yenileşme döneminin Nigâr Hanım'la birlikte önemli şairlerinden. Saray Kahvecibaşısı İbrahim Efendinin kızı. Bir görüşe göre Rüşdiyede okudu, sonra özel dersler alarak yetişti. Beşiktaşlı Berberbaşı Zade Sadaret Mektubi Kalemi Müdür Muavini Mehmed Fuad Bey ile evlendi. Bir dönem Hanımlara Mahsus Gazete’nin baş yazarı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Ömrünün son on dört yılını tedavisi imkânsız bir hastalığın esiri olarak yatakta geçirdi. Denemeler, hikâyeler de yazdı. Sağlığında yayımlanan şiirlerinin sayısı on iki. Bunlar tür ayrımına gidilmeksizin Makes-i Hayal (1896) adıyla bir araya getirildi. Ölümünden sonra bu eser, eşi tarafından, Makbule Leman hakkında yazılanlarla birlikte ikinci kez bastırıldı. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER MÜNACAT Ey lûtfi azîm ZülcelâlimMalûm sana şu gâmlı hâlimMihnetle ne rütbe bîmecalimTakririne yoktur ihtimalimMalûm sana şu gâmlı hâlim Mekşuf sana bütün melâlimEy kâşifi cümlei hafayaDarusi bulunmuyor [ soru sor ] I [ yorum yaz..!? ]
İstek,öneri ve şikayetleriniz
DOÇ. DR.NAZAN BEKİROĞLU'nun araştırması: Osmanlı Kadın Şairleri Osmanlıda kadın şairler kadar, kadın şairler üzerine yapılmış araştırmaları da gözden geçirmek isteyen bir araştırmacı hayal kırıklığına uğramayı peşinen göze almak zorundadır. Sözünü ettiğim hayal kırıklığı kadın şair sayısının azlığı gibi bunlar üzerine yapılan araştırmaların sayısının da azlığından kaynaklanmaktadır. Geleneksel dönemde edebiyat tarih ve tenkidinin yerini tutan tezkirelerle sınırlı kalan edebî araştırmalarda adı geçen kadın şair sayısı iki elin parmaklarından çok az fazladır. Tezkirelerin sınırlı ifade kalıplarına sıkışmış olarak birbirine benzer cümlelerle tanıtılan, bir çoğunun eserleri dahi elimize ulaşmış olmayan bu şairler hakkında doyurucu araştırmaların yapılmış olmasını zaten bekleyemeyiz. Tanzimat sonrasında sayılarında artış görülen kadın şairler üzerinde ise münferit ve ciddi birkaç çalışmanın varlığına rağmen; kadın şairlerimizi başlangıçtan itibaren ele alarak ortaya gerçek bir panorama çıkaracak sistemli bir çalışmanın henüz yapılmadığı aşikârdır. Zeynep Hatun Mihrî Hatun Ani Hatun Fıtnat Hanım Leylâ Hanım Şeref Hanım Âdile Sultan Tevhîde Hanım Feride Hanım Hatice Nakiye Hanım Sırrî Hanım Münire Hanım Fıtnat Hanım (Trabzonlu) Habibe Hanım Hasibe Maide Hanım Hatice İffet Hanım Leylâ Hanım (Saz) Nigâr Hanım Makbule Leman İhsan Raif Şükûfe Nihal Halide Nusret Zorlutuna ZEYNEP HATUN Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi. 15. Yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşi. Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri var. Divanı, Sultan Mehmet adına düzenlendi. Zeynep Hatun, şiirlerinde, kadının isteklerini, açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini anlatır. Zeynep Hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” olmasını ister. Tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. Yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir. Aşık Çelebi, “Mesairus Şuara” adlı kitapta, Zeynep Hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır. ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER GAZEL Keşfet nikabını yeri göğü münevver etBu âlem anasırı firdevs-i enver et Depret lebini cüşe getir hacz-i kevseriAnber saçını çöz bu cinanı muattar et Hattın berat verdi saba yeline dediTez er Hatay'a Çin'i tamam et müseehhar et Yâra yolunda âşk ile derdinden öleninKim der sana ki hecr ile cânın mükedder et Zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsınDivane olma şiirini divan ü defter et Zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibiMerdane var Sade-dil ol terk-i ziver it MİHRÎ HATUN 1460 ya da 1461'de Amasya'da doğdu ve 1506'da yine burada öldü. Asıl adı Mihrünnisa ya da Fahrünnisa. "Mihrî" mahlasını kendisi de bir şair olan babası Mehmet Çelebi bin Yahya'dan (Belâyî) aldı. Hiç evlenmedi. Sultan 2. Bayezid ve oğlu Şehzade Ahmed’in Amasya Valiliği sırasında kentte toplanan bilgin ve sanatkarların meclislerine katıldı. Mihrî Hatun, Zeynep Hatunla birlikte adı bilinen ilk Türk kadın şairlerinden. Güzelliğiyle bölgede ün salan Mihri Hatun, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınır. Diğer divan şairi kadınlardan aşkı çekinmeden kullanmasıyla ayrılır. Şairi Necati Bey’i kendisine örnek aldığı, şiirlerini Necati Bey'e gönderip fikrini öğrenmeye çalıştığı iddiaları da var. Söylentilere göre Necati Bey ile aralarında duygusal yakınlaşma vardı. Ayrıca şiirlerinde, Müyyedzâde Abdurrahman Çelebi ve Sinan Paşazâde İskender Çelebi’ye duyduğu aşka dair ipuçlarına da rastlanır. Mihri Hanım Divanı 1967'de Moskova'da basıldı.
DOÇ. DR.NAZAN BEKİROĞLU'nun araştırması: Osmanlı Kadın Şairleri Osmanlıda kadın şairler kadar, kadın şairler üzerine yapılmış araştırmaları da gözden geçirmek isteyen bir araştırmacı hayal kırıklığına uğramayı peşinen göze almak zorundadır. Sözünü ettiğim hayal kırıklığı kadın şair sayısının azlığı gibi bunlar üzerine yapılan araştırmaların sayısının da azlığından kaynaklanmaktadır. Geleneksel dönemde edebiyat tarih ve tenkidinin yerini tutan tezkirelerle sınırlı kalan edebî araştırmalarda adı geçen kadın şair sayısı iki elin parmaklarından çok az fazladır. Tezkirelerin sınırlı ifade kalıplarına sıkışmış olarak birbirine benzer cümlelerle tanıtılan, bir çoğunun eserleri dahi elimize ulaşmış olmayan bu şairler hakkında doyurucu araştırmaların yapılmış olmasını zaten bekleyemeyiz. Tanzimat sonrasında sayılarında artış görülen kadın şairler üzerinde ise münferit ve ciddi birkaç çalışmanın varlığına rağmen; kadın şairlerimizi başlangıçtan itibaren ele alarak ortaya gerçek bir panorama çıkaracak sistemli bir çalışmanın henüz yapılmadığı aşikârdır. Zeynep Hatun Mihrî Hatun Ani Hatun Fıtnat Hanım Leylâ Hanım Şeref Hanım Âdile Sultan Tevhîde Hanım Feride Hanım Hatice Nakiye Hanım Sırrî Hanım Münire Hanım Fıtnat Hanım (Trabzonlu) Habibe Hanım Hasibe Maide Hanım Hatice İffet Hanım Leylâ Hanım (Saz) Nigâr Hanım Makbule Leman İhsan Raif Şükûfe Nihal Halide Nusret Zorlutuna
ZEYNEP HATUN Divan şiirinin bilinen ilk kadın şairi. 15. Yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşi. Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri var. Divanı, Sultan Mehmet adına düzenlendi. Zeynep Hatun, şiirlerinde, kadının isteklerini, açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini anlatır. Zeynep Hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” olmasını ister. Tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. Yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir. Aşık Çelebi, “Mesairus Şuara” adlı kitapta, Zeynep Hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır.
ZEYNEP HATUN
GAZEL Keşfet nikabını yeri göğü münevver etBu âlem anasırı firdevs-i enver et Depret lebini cüşe getir hacz-i kevseriAnber saçını çöz bu cinanı muattar et Hattın berat verdi saba yeline dediTez er Hatay'a Çin'i tamam et müseehhar et Yâra yolunda âşk ile derdinden öleninKim der sana ki hecr ile cânın mükedder et Zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsınDivane olma şiirini divan ü defter et Zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibiMerdane var Sade-dil ol terk-i ziver it
GAZEL
MİHRÎ HATUN 1460 ya da 1461'de Amasya'da doğdu ve 1506'da yine burada öldü. Asıl adı Mihrünnisa ya da Fahrünnisa. "Mihrî" mahlasını kendisi de bir şair olan babası Mehmet Çelebi bin Yahya'dan (Belâyî) aldı. Hiç evlenmedi. Sultan 2. Bayezid ve oğlu Şehzade Ahmed’in Amasya Valiliği sırasında kentte toplanan bilgin ve sanatkarların meclislerine katıldı. Mihrî Hatun, Zeynep Hatunla birlikte adı bilinen ilk Türk kadın şairlerinden. Güzelliğiyle bölgede ün salan Mihri Hatun, sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleriyle tanınır. Diğer divan şairi kadınlardan aşkı çekinmeden kullanmasıyla ayrılır. Şairi Necati Bey’i kendisine örnek aldığı, şiirlerini Necati Bey'e gönderip fikrini öğrenmeye çalıştığı iddiaları da var. Söylentilere göre Necati Bey ile aralarında duygusal yakınlaşma vardı. Ayrıca şiirlerinde, Müyyedzâde Abdurrahman Çelebi ve Sinan Paşazâde İskender Çelebi’ye duyduğu aşka dair ipuçlarına da rastlanır. Mihri Hanım Divanı 1967'de Moskova'da basıldı.
MİHRÎ HATUN
ANİ HATUN Doğum tarihi bilinmiyor. 1710'da Yenişehir-Fener'de yaşamını yitirdi. Asıl ismi Fatma. Kültürlü bir ailenin kızı olarak İstanbul’da doğdu. Akıllı, bilgili ve eğitimli olan Ani Hatun, “Hace-i Zenan (Kadınların Hocası)” lâkabıyla anılmıştır. Arapça öğrendi, doğu ve Batı edebiyatlarıyla ilgili çalışmalar yaptı. Bir divanı olduğu sanılıyor ama bulunamadı. Usta bir hattat olarak da ün yaptı. Bazı metinlerde hattatlığının şairliğinden bile üstün olduğu belirtilir.
ANİ HATUN
ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER
FITHAT HANIMİstanbul'da doğdu, doğum tarihi bilinmiyor. 1780'de yine İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl adı Zübeyde. Şeyhülislam Ebu İshakzade Mehmet Esad Efendi'nin kızı. Özel derslerle eğitildi. Küçük yaştan itibaren edebiyat ve şiirle ilgilendi. Rumeli Kazaskerlerinden Mehmed Efendi ile evlendi. Günümüze kadar gelen kadın şairler arasında en dikkat çekicilerden biri. Aydın ve şairi bol bir çevrede yetişti, döneminin sanat-edebiyat çevrelerinde bulundu. Şiirleri kadar nükteleri, Koca Ragıp Paşa ve şair Haşmet ile aralarında geçen şakalaşmalarla da bilinir. Ancak günümüze ulaşan bu şakaların bir kısmının uydurma olduğu sanılıyor. Türkçe'yi çok güzel kullanır, şiirlerinde zaman zaman halkın konuştuğu dile de yer verir. Ama şiirlerine kadın içtenliği ve inceliği yansımaz. Yayınlanmış bir divanı var. Kendisini anlamayan, ruhuna denk düşmeyen, şiirle uğraşmasına bir anlam veremeyen kocası Derviş Mehmet Efendi ile evliliğinde mutlu olmadığı biliniyor.
LEYLÂ HANIMSudur'dan Moralı Zâde Hâmid Efendi'nin kızı ve Keçecizâde İzzet Molla’nın yeğeni. Çocuk denecek yaşta babasını kaybetti, aynı dönemde evlendirildi, bir hafta içinde ayrıldı. Dönemin ünlü şairleri ve dayısı olan Keçecizade İzzet Molla'dan özel ders adı. Saray kadınlarıyla yakın ilişkisi olduğu bilinen, iyi eğitimli ve çok kültürlü bir şair. Hazır cevaplığı ve şakacılığı ile de tanınır. Mevlevî tarikatına katıldı. Mihrî Hatun kadar olmasa da kadın duygularını dile getirmesi ve döneminin koşullarında bir kadın için serbest sayılabilecek söyleyişiyle dikkat çeker. Edebî bir çevrede yaşadığı için verimli bir şair. Şiir dili açık ve sade. Bir Divanı var. 1848'de yaşamını yitirdi. Galata Mevlevihanesi kabristanında toprağa verildi. Pür âteşim açdırma sakın ağzımı zinhâr, mısrasıyla başlayan, Zâlim beni söyletme derûnumda neler var, nakaratlı şarkısı çok ünlü.
ŞEREF HANIM 1809'da İstanbul'da doğdu, 1861'de yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi kabristanına defnedildiği sanılıyor. Mehmed Nebil Bey'in kızı. Şairi bol ve kültürlü bir ailenin mensubu. Kadirî ve Mevlevî tarikatlarına girdiği biliniyor. Sıkıntılarla dolu bir yaşam sürdü. Padişah II. Mahmud ve Valide Sultan’a yazdığı şiirlerinde bu sıkıntıları anlatır. Geleneksel kalıplar içinde kalan şiirleri sadelikleri ve düzgün anlatımlarıyla dikkat çeker. İlk kez 1867'de Matbaa-i Âmirane'de basılmış bir divanı var.
ŞEREF HANIM
ÂDİLE SULTAN1825'te İstanbul'da doğdu, 1898'de yaşamını yitirdi. Sultan II. Mahmut ile eşlerinden Zernigar Sultan'ın kızı, Sultan Abdülmecit'in kız kardeşi. Sarayda özel eğitim gördü. Kaptan-ı Derya ve sonradan Sadrazam olan Mehmet Ali Paşa ile evlendi. Önce üç çocuğunu, sonra kocasını ve ardından da genç kızı Hayriye Sultan'ı kaybedince acıya boğuldu. Nakşîbendi tarikatına girdi. Şiirleri 1996'da "Adile Sultan Dîvânı" adıyla yayınlandı. Şiirleri genellikle çocukları, eşi ve kızı Hayriye Sultan'ın ölümlerinden duyduğu derin üzüntüyü yansıtan manzumelerden oluşur. Çağdaşı olan Leylâ ve Fıtnat Hanımlardan daha az başarılı bir şair sayılır. Aruzun yanı sıra hece ölçüsüyle de şiirler yazdı. Türbesi İstanbul Eyüp'te Bostan İskelesi yakınında. İstanbul'da pek çok hayır eseri bıraktı, ayrıca babası onun adına birçok eser yaptırdı. Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman) Divanı’nın basılmasını sağladı.
TEVHİDE HANIM Doğum tarihi 1847. 1902'de Manisa'da öldü. Babası Turgutlulu Limoncuzade Fehim Efendi. Annesi, İzmirli Sinanzade Ahmet Efendi'nin kızı Tahire Hanım. Manisalı Veznedar Çakmak Hüsayin Efendi ile evlendi. Bir kızları oldu. Kızını ve ardından kocasını kaybetti. Mevlevi tarikatına girdi. Şiirini annesi, kızı ve kocasını art arda kaybetmenin acısı etkledi. Bir divanı var. 1881'de yazıldığı tahmin edilen bu divanda kendi yaşamından ve Manisa'dan izler bulunur. Tevhide Hanım'ın önemi yaşadığı çağın coğrafyasını, insanlarını, kültürü ve günlük alışkanlıklarını yansıtmasıdır. Divanı Gürol Pehlivan, Bülent Bayram ve Mehmet Veysi Dörtbudak hazırladı. Manisa Belediyesi'nin desteğiyle yayınlandı.
FERİDE HANIM1837'de Kastamonu'da doğdu. Kasmatonu ulemasından Bahar Zade Hammami Mehmet Reşit Efendi'nin kızı. İlk eğitimini medresi öğretmeni olan babasından aldı. Arapça ve Farsça öğrendi. Güzel yazı'ya yani "hat"a merak saldı. Bolulu İzzet Paşa'nın divan katipliğini yapan Ali Raif Efendi ile evlendi. İstanbul'a taşındılar. Feride Hanım 25 yaşında iken eşini kaybetti. İstanbul'dan Kastamonu'ya giderek yaşamını burada tamamladı. 1903'te öldü. Şiirleri arasında epey yer tutan Muhammediye'leri ile tanınır.
HATİCE NAKİYE HANIMMüneccimbaşı Osman Saib Efendi'nin kızı. 1846'da ikiz kardeşiyle birlikte dünyaya geldi. Sıbyan mektebinde okudu. Annesini küçük yaşta kaybetti. Teyzesi tarafından büyütüldü. Darülmuallimat'tan mezun oldu. Yenikapı Mevlevihanesi müritleri arasına girdi. Ali Fuat Bey'in Maarif Nazırlığı döneminde Darülmuallimat'ta öğretmenliğe başladı. Farsça ve tarih öğretti. Lügati Farısiye sözlüğünü hazırladı. Bir süre Mısır'da kaldı. Sultan Mehmet Reşat döneminde bazı şehzade ve sultanlara öğretmenlik yaptı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1899da yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi Çınaraltı Kabristanı'nda toprağa verildi. 40 kadar gazel, methiye, şarkı, müstezad, tahmis, terci-i bend ve kıt'a yazdı. Döneminin kadın şairlerinden Şeref hanımın yeğeni idi. Onun divanının ikinci basımını hazırladı. Dergilerde dağınık halde olan şiirleri derlenemedi. Bir bölümü Türkçe olan bu şiirlerden bazıları kardeşi Nebil Bey’in Divan’ının sonunda, bir kısmı da Ahmet Muhtar Bey tarafından yayımlandı. Hiç evlenmedi.
SIRRÎ HANIM1814'te Diyarbakır'da dünyaya geldi, 1877'de öldü. Edirnekapı Otakcılar Mahallesi'nde Kadiri Dergahı kabristanına defnedildi. Asıl adı Rahile. Diyarbakır Hanedanı'ndan Ahmed Bey'in kızı. Kültürlü bir ailede büyüdü. Divan kültürüyle yetişti. Tahir Zade Bekir Ağa ile ilk evliliğini yaptı. Bir süre Bağdat’ta yaşadı. Daha sonra İstanbul’a geldi. Yusuf Kâmil Paşa konağının şiir-edebiyat sohbetlerine katıldı, paşanın eşi Prenses Zeynep ile dost oldu. Kâmil Paşa ile evlendiği söylentisi de var. Kızının ölümü üzerine yazdığı içli bir mersiye ile tanınır. Bir divan oluşturacak kadar şiiri var.
MÜNİRE HANIM1818'de sadrazam olan Mehmet Derviş Paşa'nın kızı. 1825'te doğdu, 1903'te İstanbul'da öldü. İyi bir eğitim gördü. Özel öğretmenlerden Arapça, Farsça dersleri aldı. Müştak Efendi'den edebiyat öğrendi. Kerbela Mutasarrıfı Ali Rıza Paşa ile evlendi. Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Osman Salahüddin Dede'nin müritleri arasına girdi. Çoğunlukla Mevlevi övgüleri yazdı.
GAZEL Aşktır tesliyyete her lâhza bais âdemiAşksız mümkin mi çekmek ger mü serdi âlemi Görmedim hiç kimseyi memnunı ayşi ruzgârBulmadım bir ferdi kim olsun şuunun hurremi Macerayı ömrü yâdettikçe her bir anınınFikrimi işgal ider bince sürurü matemi İtme ey akıl teessür lûtfü kahrı çerhdenGayeti şadide, mihnetde olurmuş göz nemi Arzıhal itmem Münire, gayriye AllahdanEhli halin var ise Allah gerekdir mahremi GAZEL Macerayı aşkı levhi dilde tasvir eylerizBerkı suzı ah ile çerhı alevgir eyleriz Biz güruhi âşikanız gülsitanı dehrdeBülbüle adâbı dersi aşkı takrir eyleriz İtmeyiz minnet, cihanın Hüsrev ü DârasınaKârımız vabestei sultanı takdir eyleriz Bendei âli abâyız her seher müjgânımızHakirubi barigâhı hazreti pir eyleriz Sayei Mollayi Rumide Münire, fakrileKendimiz mülki kanaatde cihangir eyleriz MÜSTEZAD Dün bastı ayak meclise mestane o âfetOl kânı letâfetAldırdı bütün aklını erbabı firasetHiç kalmadı takad Zülfi gibi itdi beni eyvah perişanAşüfteü hayranYârab, bu ne kaşdır, bu ne gözdür, bu ne haletBu hüsn, bu kamet Bir kimseye bir nim nigâh eylese ol mahİmdad ide AllahÇeşmanı siyahile ider ömrünü garetBicürmü cinayet Benden neden ey gevheri gencinei ismetKat eyleyüb ülfetGayrile idersin dün ve bugün akdı meveddetPakize muhabbet Ol yâre demem yar ki yar ide rakıbiHar ide habibiArif olana matlabı tarife ne hacetYok bende semahat Sen şemi dil efruzı seraperdei cansınHoş ruhı revansınİsmet gibi pakizelik âlemde olur muTarife gelür mi Haffaş edemez neyyiri nevare rekabetGer kopsa kıyamet
Aşktır tesliyyete her lâhza bais âdemiAşksız mümkin mi çekmek ger mü serdi âlemi
Görmedim hiç kimseyi memnunı ayşi ruzgârBulmadım bir ferdi kim olsun şuunun hurremi
Macerayı ömrü yâdettikçe her bir anınınFikrimi işgal ider bince sürurü matemi
İtme ey akıl teessür lûtfü kahrı çerhdenGayeti şadide, mihnetde olurmuş göz nemi
Arzıhal itmem Münire, gayriye AllahdanEhli halin var ise Allah gerekdir mahremi
Macerayı aşkı levhi dilde tasvir eylerizBerkı suzı ah ile çerhı alevgir eyleriz
Biz güruhi âşikanız gülsitanı dehrdeBülbüle adâbı dersi aşkı takrir eyleriz
İtmeyiz minnet, cihanın Hüsrev ü DârasınaKârımız vabestei sultanı takdir eyleriz
Bendei âli abâyız her seher müjgânımızHakirubi barigâhı hazreti pir eyleriz
Sayei Mollayi Rumide Münire, fakrileKendimiz mülki kanaatde cihangir eyleriz
MÜSTEZAD
Dün bastı ayak meclise mestane o âfetOl kânı letâfetAldırdı bütün aklını erbabı firasetHiç kalmadı takad
Zülfi gibi itdi beni eyvah perişanAşüfteü hayranYârab, bu ne kaşdır, bu ne gözdür, bu ne haletBu hüsn, bu kamet
Bir kimseye bir nim nigâh eylese ol mahİmdad ide AllahÇeşmanı siyahile ider ömrünü garetBicürmü cinayet
Benden neden ey gevheri gencinei ismetKat eyleyüb ülfetGayrile idersin dün ve bugün akdı meveddetPakize muhabbet
Ol yâre demem yar ki yar ide rakıbiHar ide habibiArif olana matlabı tarife ne hacetYok bende semahat
Sen şemi dil efruzı seraperdei cansınHoş ruhı revansınİsmet gibi pakizelik âlemde olur muTarife gelür mi
Haffaş edemez neyyiri nevare rekabetGer kopsa kıyamet
FITHAT HANIM (Trabzonlu) 1842'de Trabzon'da dünyaya geldi. Trabzon Valisi Hazinedar Zade Vezir Abdullah Paşa'nın kızı. 3 yaşındayken ailesiyle İstanbul'a taşındı. Özel öğretmenlerden ders aldı. Genç yaşta evlendirildi. Kısa süren bu ilk evliliğinin ardından Bahriye Nezareti mektupçusu Mehmet Ali Efendi ile yeniden dünya evine girdi. İlk evliliğinden, "İlk zevcim beni o kadar kıskanırdı ki güzel giyinmekten, şiir yazıp okumaktan bile men ederdi. Hatta, "kirpiklerinin uzunluğu gözlerine pek çok letafet veriyor diyerek kirpiklerimi keserdi" diye şikayet ettiği biliniyor. Fitnat Hanım'ın şair yönü ve şiirleri Süleyman Nazif Bey tarafından keşfedilip edebiyat dünyasına tanıtıldı. 1911'de İstanbul'da yaşamını yitirdi ve Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi.
FITHAT HANIM (Trabzonlu)
GAZEL Sernığun etdi felek asâyışım peymanesinÇünki dilşad eylemez neşveyle ben mestanesin Azmi suyi meykede elvermedi çekdim ayağBaşına çalsun heman ol bivefa demhanesin Ayşü nüşu suhbeti değmez anın hiç bir pulaNeylerim zilli serab asâ şu mihman hanesin Cura nuşi bade'i eltafı olmakdır muhalBendegân terk etmesün mı meclisi şahanesin Vadü alâmu gamda kaldım ey sakil dehrMahrem etdi yâr zira meclise bigânesin Şema'i suzane hacet kalmadı çünki yeterAteşi cevrinde yakdı âkibet pervanesin Pertevi camı cemim dâra ile fahr eylesünBadezin yad etmesün Fitnat gibi divanesin MUHAMMES Etme rağbet düşmeni bed kâre Allah aşkınaVerme fursat öyle her mekkâre Allah aşkınaOlmasun mahrem rakib esrare Allah aşkınaSen edersen razıyım azâre Allah aşkınaKıl mürüvvet verme yüz ağyare Allah aşkına Kapladı miratı kalbim ol kadar jenki melalBisteri gamda yatub derdinle oldum bi mecalHasreti didarın ey meh eyledi pek hasta halÖyle zar oldu tenim gelse ecel bulmak muhalBen şehidi gamzenim bir çare Allah aşkına Ey tabibi canü dil rahm eyle bu bimarınaMuntazırdır göz göz olmuş zahmler tımârınaBari bir gün mazhar eyle mihrı lütf âsârınaDesti lütfunla deva kıl hasta'i nâçarınaMerhemi kâfur ister yâre Allah aşkına Hey ne sihre etdin bana ol çeşmi cadular ileEyledin aklım perişan zülfi şebbuler ileŞaneveş sad çâk sinem fikri giysular ilePâre pâre eyleme müjganü ebruler ileYine zahm açma reki bimare Allah aşkına Kalmadı dilde tehammul gayri derdi fırkateEyle mahrem sevdiğim bir kere bezmi vuslateSun lebi can bahşını bu mübtelâyı mihneteLali nabzın ile can ver nâ ümidi sıhhateSon nefesde bi meded nâ çare Allah aşkına Servi kaddin sureti ayrılmaz aslâ didedenRühların gitmez hayâli hatırı rencidedenNev nihâlim kaçma lütf et âşıkı gamdidenSaklama gel ruyıını bir bülbüli şuridedenArzı didar eyle ey mehpare Allah aşkına Gamzeler kim tabı meyden kâh hun âlud olurLâhzada bin âşıkı aşüfte dil nâbud olurNazre'i hışmın dahi ihsandan madud olurHer nigâhın âfeti can, dil yine hoşnud olurNe belâye düşmüş ol âvâre Allah aşkına Jenki gamden saf eyle sevdiğim ayineniKıl çerağı bezmi vaslın âcizi bi kîneniŞöyle dilsuz eyledi bu bende'i dirineniSine sin yandı sine görmeyelden sineniMerhamet kıl Fitnatı gamhare Allah aşkına
Sernığun etdi felek asâyışım peymanesinÇünki dilşad eylemez neşveyle ben mestanesin
Azmi suyi meykede elvermedi çekdim ayağBaşına çalsun heman ol bivefa demhanesin
Ayşü nüşu suhbeti değmez anın hiç bir pulaNeylerim zilli serab asâ şu mihman hanesin
Cura nuşi bade'i eltafı olmakdır muhalBendegân terk etmesün mı meclisi şahanesin
Vadü alâmu gamda kaldım ey sakil dehrMahrem etdi yâr zira meclise bigânesin
Şema'i suzane hacet kalmadı çünki yeterAteşi cevrinde yakdı âkibet pervanesin
Pertevi camı cemim dâra ile fahr eylesünBadezin yad etmesün Fitnat gibi divanesin
MUHAMMES
Etme rağbet düşmeni bed kâre Allah aşkınaVerme fursat öyle her mekkâre Allah aşkınaOlmasun mahrem rakib esrare Allah aşkınaSen edersen razıyım azâre Allah aşkınaKıl mürüvvet verme yüz ağyare Allah aşkına
Kapladı miratı kalbim ol kadar jenki melalBisteri gamda yatub derdinle oldum bi mecalHasreti didarın ey meh eyledi pek hasta halÖyle zar oldu tenim gelse ecel bulmak muhalBen şehidi gamzenim bir çare Allah aşkına
Ey tabibi canü dil rahm eyle bu bimarınaMuntazırdır göz göz olmuş zahmler tımârınaBari bir gün mazhar eyle mihrı lütf âsârınaDesti lütfunla deva kıl hasta'i nâçarınaMerhemi kâfur ister yâre Allah aşkına
Hey ne sihre etdin bana ol çeşmi cadular ileEyledin aklım perişan zülfi şebbuler ileŞaneveş sad çâk sinem fikri giysular ilePâre pâre eyleme müjganü ebruler ileYine zahm açma reki bimare Allah aşkına
Kalmadı dilde tehammul gayri derdi fırkateEyle mahrem sevdiğim bir kere bezmi vuslateSun lebi can bahşını bu mübtelâyı mihneteLali nabzın ile can ver nâ ümidi sıhhateSon nefesde bi meded nâ çare Allah aşkına
Servi kaddin sureti ayrılmaz aslâ didedenRühların gitmez hayâli hatırı rencidedenNev nihâlim kaçma lütf et âşıkı gamdidenSaklama gel ruyıını bir bülbüli şuridedenArzı didar eyle ey mehpare Allah aşkına
Gamzeler kim tabı meyden kâh hun âlud olurLâhzada bin âşıkı aşüfte dil nâbud olurNazre'i hışmın dahi ihsandan madud olurHer nigâhın âfeti can, dil yine hoşnud olurNe belâye düşmüş ol âvâre Allah aşkına
Jenki gamden saf eyle sevdiğim ayineniKıl çerağı bezmi vaslın âcizi bi kîneniŞöyle dilsuz eyledi bu bende'i dirineniSine sin yandı sine görmeyelden sineniMerhamet kıl Fitnatı gamhare Allah aşkına
HABİBE HANIM1846'da Hersek'te dünyaya geldi. Osmanlı'nın en son Hersek veziri olan Rizvanbegoviç Galip Ali Paşa'nın kızı. Hersekli Arif Hikmet'in halası. Genç bir kızken ilesiyle bilikte İstanbul'a geldi. İlk evliliğini İstanbul'da Mehmet Mehdi Efendi ile yaptı. Daha sonra Konya Defterdarı Numan Efendi ile evlenip Konya'ya gitti. Ancak ikinci eşiyle de anlaşamadı. Boşandıktan sonra İstanbul'a döndü. 1892'de yaşamını yitirdi. Topkapı Mezarlığı'nda toprağa verildi. Konya'da yaşadığı sürede Mevleviliğe ilgi duydu. Mevlevilere katılıp "sikke puşı melâmet" olduğu söylenir.
GAZEL Ciğerde tigi gamzen zahmi varken atma peykânınYeter ey kaşı yay artık yeter debretme müjkânin Nigâhi mestine cânâ ki şayan gördün agyarıYine nev yâreler açdı deruna tigi hicrânın O gafil bihaber nâdan aduye hemdem olmuşsunVisalinden bizi dur eyledin var olsun ihsanın Ümidi merhamet kılmak abestir senden ey kafirSeni bidin demişlerdi ezelden yoktur imanın Habibe bi deva derdden helas olmak da müşkildirÜmid etmez esiri derd olanlar gayri dermanın
HASİBE MAİDE HANIM1830'da doğdu. Mirliva Bekir Paşa'nın kızı. Evkaf Nazırı Hacı Said Efendi'nin oğlu Zabıta Meclisi Reisi Atıf Bey'le evlendi. 1881'de yaşamını yitirdi. Beşiktaş'ta Yahya Efendi Dergahı Kabristanı'na defnedildi. Beşiktaş Mevlevihanesi Şeyhi Nazif Efendi'nin müritlerinden. Döneminin saygı gören, terbiyeli hanımlarından. Şiirlerinde imale ve zihaf kusurlarına rastlanmasına rağmen anlam yönüyle güzel bulunur. Bir divançesi olduğu biliniyor. Bir divan dolduracak sayıdaki şiirlerinin ölümünden sonra yakınları tarafından Konya Kütüphanesi'ne gönderildiği söyleniyor.
GAZEL Eyledim hali dili bimarım ol sultane arsHasta eyler görse elbet derdimi Lokmane arz Zülfüanün her tarına bağlandı gönlüm şübhesizEyledi zenciri aşka kendini divâne arz Çok mu olsa şulei rahsarına canım fidâŞem'ine her şeb eder öz canını pervâne arz Gösterüb sînemde dağım dilde yarem hâsılıMacerayi aşkı ettim ol şehi hubane arz Etmesem tâciz eğer bu nâlei cangâhtanMaide her dem ederdim halimi cânâne arz ŞARKI Gülşeni şek içre hezar olmadıNâfile gönlümce bahar olmadıBeklediğim leylü nehar olmadıTalii nasaz bana yâr olmadı Kendime hemdem edinip fırkatiZevku safâda ederim mihnetiHer ne kadar ettim ise gayretiTalii nasaz bana yâr olmadı Uğraşırım ahı sehergâh ileBahtı siyahım gibi bedhah ileBen ya nasıl ağlamayım ah ileTalii nasaz bana yâr olmadı Dilde elemler var iken şubhu şamMaide'i zar olmaz şadgâmNeylesin avare gönlüm vesselamTalii nasaz bana yâr olmadı
HATİCE İFFET HANIMDiyarbakır'da doğdu. Doğum tarihi bilinmiyor. 1860'ta yine Diyarbakır'da öldü. Behram Paşa Camii yanındaki kabristana defnedildi. Ahmed Bey'in kızı, Diyarbakır ulema ve şuarasından Azmi Zade Mehmed Efendi'nin eşi. Yine Diyarbakır ulemasından Şaban Kânî Efendi ile şiir ve edebiyat sohbetleri yapar, takdirini kazanırdı.
GAZEL Çünki agehsin gönül sırrı nihan lâzım sanaVarlığı mahv eyleyib terki cihan lâzım sana Sen adem sehralarında bir güzel şehbaz idinŞimdi damı hestiye düştün figân lâzım sana Damı cisme düşmeden Mevlâyı bulmakdır garezRazı aşkı bâdezin etmek ıyan lâzım sana Cümle benlikten geçib mahvı üvcude ermeğeHanikahı aşkta pirimuğan lâzım sana Feyzi istidad sende zâhir oldu İffetaHer cihet şimdengeru darülâman lâzım sana
LEYLÂ HANIM (Saz)1850'de İstanbul’da doğdu. 1936'da yaşamını yitirdi. Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Hekimbaşı İsmail Paşa’nın kızı. Babasının görevi nedeniyle çocukluk çağında yedi yıl kadar sarayda kaldı, iyi bir eğitim aldı. Sultan Abdülmecit'in kızı Münire Sultan'ın maiyetinde kaldı. Şairliğinin yanı sıra bestekârlığı ile de tanınır. Rumca ve Fransızca öğrendi. Medeni Aziz Efendi ve Nikogos Ağa'dan klasik Türk müziği dersleri aldı. Babasının İzmir valiliği yaptığı dönemde Vilayet Mektub-i Muavini Giritli Sırrı Efendi'yle evlendi. Eşinin Pizren, Tuna vilayetlerindeki mektupçuluk görevleri ve Trabzon, Kastamonu valiliği nedeniyle buralarda yaşadı. İki yüze yakın beste yaptı. Bu bestelerin çoğu günümüzde de dinleniyor. Fıtnat Hanımla birlikte dergilerde açık imzası görülen ilk kadın şairlerden. Şiir yazmaya 16 yaşında başladı. Divan geleneğinin bir izleyicisi olarak yazdığı şiirlerini Solmuş Çiçekler adlı kitapta topladı. Saray çevresini ve âdetlerini anlatan anılarıyla da ünlü. İlki bir yangında yok olan anılarını ikici kez yazmak zorunda kaldı. Bunlar 1920'de Vakit gazetesinde yayınlandı ve çok ilgi çekti. Fransızca'ya çevrilerek basıldı.
ESERLERİ: Solmuş Çiçekler (Şiir 1928)
GAZEL Nesi var sanki şu dehrin eleminden başkaNesi var kahr ü azab ü siteminden başka Yâr canım diye pür rahm ü vefa sandığımınGörmedin lütfunu vâ'd-i kereminden başka Runüma olmadı ayine-i pür jenk-i hayatBana bahtım ile tesir-i gâmından başka Nesvedar olmadı gönlüm feleğin bezmindeKalmadı çekmediğim câm-i ceminden başka Dilberimde şu cihan bağını gördüm geçtimSevmedin bir çiçeği gonca feminden başka Duymaz oldum bu tarâb-gâh-i emelden bir sesKırılan saz-i dilin son nâ-gâmından başka Beni peyrevliğe teşvik iden olmazLeylâ o sühan saz-i Nazif'in kaleminden başka GAZEL Aksi hüsni yâr, eşki çeşmi biferden geçerFülki gevherdir o, gûya Bahri Ahmerden geçer Yekden olmak isteyen ol gül bedenle ey gönülPirehen veş sînesin çak eyleyüp serden geçer Bak bu lûbetgâhı dehrin ruzü şeb mihrü mehiİki tıflı nazenindir sanki çenberden geçer Kametin seyreleyen Tuba'ya eyler mi nigâhLâ'li can bahşin emen elbette kevserden geçer Sanma tesir eylemez Leylâ o senkin tıyneteNaveki âhı derun puladü mermerden geçer ŞARKI Geçen şimdi bu yerden bâdı ömri bikararımdırDemadem çağlayan eşki duçeşme girye barımdırDeğildir lahni bülbül, bu enini kalbi zarımdırAçıl ey göncei ümmid açıl ki son baharımdır Açıl da çeşmi cana bari bir rengi vefa gösterSen îsal it meşamı kalbe bir buyı safaperverBu gün güldür beni yoksa sabahı haşrı kim beklerAçıl ey goncei ümmid açıl ki son baharımdır NİGÂR HANIM1856'da İstanbul'da doğdu. Macar Osman Paşa'nın kızı. Kadıköy Fransız Mektebi'ndeki öğreniminden sonra özel hocalardan edebiyat, Arapça, Farsça ve musiki dersleri aldı. Çok iyi piyano çaldığı ve sekiz lisanda konuştuğu biliniyor. Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem etkisinde şiir ve düzyazılar yazdı, çeviriler yaptı. Şiirlerinin bir bölümü "Uryan Kalp" takma adıyla Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Bu şiirler, umutsuzluk, acı ve keder dolu oluşlarıyla dikkat çeker. Yaşadığı dönemde ilk örnekleri verilen Milli Edebiyat akımına katılmadı. Hece ölçüsüne ve dilde sadeleşmeye karşı çıkan görüşleriyle çağdaşı gelişmelerin uzağında kaldı. Batılı Türk edebiyatının bir kadın kaleminden çıkan ilk şiir kitabı "Efsus"u yazdı. "Elem teraneleri" diye adlandırdığı şiirleri, döneminde kadınlara yazma ve yayımlama cesareti verdi, erkek yazarlar üzerinde de önemli etki yaptı. Tanzimat ve Servet-i Fünun arasında bir "ara nesil" şairi sayılır. Evindeki edebiyat sohbetlerinde kadın-erkek, Batılı-Doğulu konukları ağırlayan bir entelektüeldi. Döneminde kadının sosyal hayattaki yerinin değişmesi gerektiği görüşüne öncülük etti. Giyim-kuşamı, konuşması, davranışlarıyla kendini topluma kabul ettirdi. Hanımlara Mahsus Gazete'nin başyazarı. 2. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Parlak yaşantısı, ilerleyen yıllarda derin bir yalnızlığa dönüşünce umutsuzluğu ve kederi arttı. Hayatını, elemlerini, ümitlerini anlattığı günlükleri yayınlanmadan yıllarca Aşiyan Müzesi'nde bekledi. 1918'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Yazıldığı dönemde oynanan (1912) fakat basılmayan Gırive adlı bir oyunu da var.
ESERLERİ:
ŞİİR:Efsus 1 (1886)Efsus 2 (1890)Nîrân (1896)Aks-i Sada (1900)Safahat-ı Kalb (1901)Elhan-ı Vatan (1916, bir bölümü düz yazı)
OYUN:Tesir-i Aşk (ölümünden sonra, 1978)
ANI:Hayatımın Hikayesi (1959) --------------------------------------------------------------------------------ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER
BİR DAHA SÖYLE Yegane sevdiğin âlemde ben miyim simdi?Sahih ben miyim artık muhatab-ı askın?Bütün o hiss-i amik-i fuad-ı pür sevkinO ibtila-yi ezel, o alaik-i ebediBenim mi şahsıma mahsur? Bir daha söyle.O sanihat-ı hazinin, o beyyinat-ı gâmınSahih, mülhimi hep ben miyim, bugün söyle.Tahassüsatını, efkarını bütün söyle.Getir şu kalbime dök varsa sevdiğim, eleminEden nedir seni rencud Bir daha söyle.
MAKBULE LEMAN1865'te İstanbul Beşiktaş'ta dünyaya geldi. 1898'de Göztepe'de yaşamını yitirdi. Eyüp'te Siyavuş Paşa Türbesi'ne defnedildi. Yenileşme döneminin Nigâr Hanım'la birlikte önemli şairlerinden. Saray Kahvecibaşısı İbrahim Efendinin kızı. Bir görüşe göre Rüşdiyede okudu, sonra özel dersler alarak yetişti. Beşiktaşlı Berberbaşı Zade Sadaret Mektubi Kalemi Müdür Muavini Mehmed Fuad Bey ile evlendi. Bir dönem Hanımlara Mahsus Gazete’nin baş yazarı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Ömrünün son on dört yılını tedavisi imkânsız bir hastalığın esiri olarak yatakta geçirdi. Denemeler, hikâyeler de yazdı. Sağlığında yayımlanan şiirlerinin sayısı on iki. Bunlar tür ayrımına gidilmeksizin Makes-i Hayal (1896) adıyla bir araya getirildi. Ölümünden sonra bu eser, eşi tarafından, Makbule Leman hakkında yazılanlarla birlikte ikinci kez bastırıldı.
MÜNACAT Ey lûtfi azîm ZülcelâlimMalûm sana şu gâmlı hâlimMihnetle ne rütbe bîmecalimTakririne yoktur ihtimalimMalûm sana şu gâmlı hâlim Mekşuf sana bütün melâlimEy kâşifi cümlei hafayaDarusi bulunmuyor